Ree bir sağ elindeki torba yığınına, bir sol elindeki alışveriş listesine bakıyordu. Hala alması gereken bir şeyler daha olduğunu görünce içinden küçük bir küfür savurdu. Annesine "tek başına başarmayı" öğrenmesi gerektiğini söylemişti ve onun yardım teklifini reddetmişti. Şimdi buna pişmandı. Tek başına alışverşe çıkmış çok az kişi vardı. Kendisinden daha akıllı ve daha az kendini beğenmiş insanlar. Ayaklarını sürte sürte aktara doğru ilerledi. Dükkandan içeri girdiğinde karşılaştığı "tanımlanamaz" cisimler karşısında en berbatını sona bıraktığı farketti. Ve lanet olası hayva ve bitki leşlerinin kokularından kaçarcasına ağzından nefes alıp vermeye başladı. Tezgahta en az dükkanı kadar ürkütücü bir adam vardı. Dea uslu bir kız olmaya çalışarak listeyi uzattı adama. Adam ölü gözlerini kaldırıp Dea'ya baktı. Sonra listeye baktı ve sonra tekrar Dea'ya baktı. Zaten yorulmuş olan Dea neredeyse "Kalsın." deyip gidecekti. Ama tam o anda adam listeyi eline alıp ayağa kalktı. Ne mutlu ki bu kitap dükkanındaki kadın kadar yavaş ve boğucu değildi. On dakika sonra Dea'ya gerekli olan tüm malzemeler elindeydi. Parasını ödedi ve kaçarcasına dükkandan uzaklaştı. Sıcak bir duşa ve temiz bir uykuya ihtiyacı vardı. Çatlak Kazan'a ilerlerken aklındaki tek şey bir an önce odasına çıkmaktı. Fakat masaların bulunduğu tarafta kendi yaşlarında görünen iki oğlan -daha doğrusu bir oğlan ve erkek olduğunu düşündüğü garip bir yaratık- birbirlerine dik dik bakıyordu. Dea hafifçe gülümsedi ve hızlı ama yumuşak adımlarla oğlanlara doğru ilerledi. Konuştuklarını duyabilecek mesafeye geldiğinde, "garip yaratığın" sözlerini duydu.
“Benim adım Kopshra. Apaçık Mertanel’in oğlu, Tırtıl Kopshom’un torunuyum. Kopsh kabilesinin birincil varisi ve Karlabundihlexmer’in efendisiyim. Ben Kopshra Kopshom’um.”Dea neredeyse bir kahkaha atacaktı.
"Londra'da bir kızıldereli ha? Olacak iş değil!" diye geçirdi içinden. Kopshra denen oğlan oldukça sinirlenmişe benziyordu. Dea yanındaki oğlana acımadan edemedi. Büyük ihtimalle sadece onunla tanışmak istemişti. Fakat çoğu İngiliz gibi bir kabilenin varisiyle konuşulmayacak bir üslup kullanmış olmalıydı. Dea, kendini tutamadı ve oğlanın neden burada olduğunu soran Kızıldereliye cevap verdi.
"Bir tahmin yürütmek gerekirse, büyük ihtimalle seninkiler gibi nedenlerden dolayı burada. Hogwarts'ın açılmasını beklerken kalacak bir yere ihtiyacı var. Ve okula gitmeden önce birkaç kişiyle tanışma istiyor. Kendi yaşlarında seni gördü ve sana selam vermek istedi. Yani hemen hemen benimle aynı nedenlerden burda."Suratına ukala bir gülümseme yerleştirdi ve onlara bir adım daha yaklaştık. Bir iki saniye sonra da gözünü kararttı ve bir sandalyeyi çekip oraya rahatça kuruldu. Ellerindeki poşetleri artık bırakabilirdi.